Google’da Varsınız. Peki, Yapay Zekânın Cevabında Yoksanız?
Web siteniz yayında. Hizmetleriniz yazıyor, iletişim bilgileriniz yerli yerinde. Belki Google’dan ziyaretçi de alıyorsunuz.
Peki, potansiyel müşteriniz bir yapay zekâya “İşletmem için hangi e-ticaret altyapısını seçmeliyim?” diye sorduğunda ne oluyor? Verilen cevapta sizin bilginizden, içeriğinizden veya markanızdan söz ediliyor mu?
GEO tam da bu konuyla ilgileniyor: Yapay zekânın oluşturduğu cevaplarda görünür olmak.
Ama hemen heyecanlanıp sitenin her yerine “ChatGPT bizi öneriyor” yazmayalım. Önce ne olduğunu, ne olmadığını konuşalım.
GEO nedir? Yeni bir kısaltmaya daha mı alışacağız?
Evet, dijital dünyanın kısaltmaları bitmiyor.
GEO, Generative Engine Optimization ifadesinin kısaltması. Türkçede “üretken yapay zekâ motorları için optimizasyon” olarak anlatabiliriz. İçeriklerin yapay zekâ tarafından oluşturulan yanıtlarda kaynak olarak kullanılma ve görünür olma ihtimalini geliştirmeyi amaçlayan çalışmaları ifade ediyor. arxiv.org
Bir işletme açısından mesele şu: İnsanlar sizin uzman olduğunuz konuda soru sorduğunda, internette sunduğunuz bilgiler bu sorunun cevabına katkı sağlayabiliyor mu?
Örneğin bir mobilya üreticisiyseniz, sitenizde yalnızca “Kaliteli mobilyalar üretiyoruz” yazmasıyla; kullandığınız malzemeyi, ölçü seçeneklerini, üretim sürecini ve bakım koşullarını açıkça anlatmanız aynı şey değil.
İlk cümle bir iddia. Diğer bilgiler ise müşterinin karar vermesine yardımcı oluyor.
SEO bitti, şimdi GEO mu yapacağız?
Hayır. Tabelayı değiştirdik diye dükkânı yıkmaya gerek yok.
Google, yapay zekâ destekli arama deneyimlerinde de temel SEO uygulamalarının önemini koruduğunu belirtiyor. Bu alanlarda görünmek için sihirli bir GEO etiketi veya özel bir şema eklemek gerekmiyor. Yararlı içerik ve erişilebilir bir teknik yapı hâlâ temel konular arasında. developers.google.com
Dolayısıyla siteniz yavaş açılıyor, sayfalarınız taranamıyor ve hizmetleriniz anlaşılmıyorsa, önce bunlara bakalım.
GEO’yu, SEO çalışmalarını çöpe atmak için bir gerekçe olarak görmeyin. İnsanların bilgiye ulaşma biçimlerine göre içeriğinizi yeniden değerlendirmek için bir fırsat olarak düşünün.
Yapay zekâ sizin hakkınızda neyi anlayabiliyor?
Bir müşterinin sitenize girdiğini düşünün. Beş dakika dolaşıyor ama şu soruların cevabını bulamıyor:
- Tam olarak hangi hizmeti veriyorsunuz?
- Kimlerle çalışıyorsunuz?
- Hangi bölgelerde hizmet sunuyorsunuz?
- Süreç nasıl ilerliyor?
- Söylediklerinizi destekleyen örnekleriniz var mı?
Bunları müşteriye anlatamayan bir sitenin, yapay zekâ tarafından doğru anlaşılmasını beklemek de fazla iyimser olur.
Bizim yaklaşımımız, önce işletmenin kendisini açıkça anlatabilmesi. “Yenilikçi çözümlerle fark yaratıyoruz” cümlesini biraz dinlendirebiliriz. Yerine ne yaptığınızı, nasıl yaptığınızı ve hangi ihtiyacı karşıladığınızı yazalım.
Daha fazla içerik üretmek yeterli mi?
Sitenize yüz tane birbirine benzeyen yazı eklemek kolay. Okuyucunun işine yarayan bir yazı hazırlamak ise biraz düşünmek istiyor.
Bir müşteriniz “Kurumsal web sitesi ne kadar sürede hazırlanır?” diye soruyorsa, yalnızca “Profesyonel ekibimizle hızlı çözümler sunuyoruz” cevabını vermeyin.
Süreyi nelerin etkilediğini anlatın. İçerikler hazır mı? Kaç farklı sayfa tasarlanacak? Özel bir entegrasyon gerekiyor mu? Onay süreci nasıl işleyecek?
Böyle bir açıklama, müşterinin kendi durumunu değerlendirmesini sağlar.
İçerik planlarken başlangıç noktanız kelime sayısı değil, müşterinin gerçek sorusu olsun.
Teknik tarafta neye bakılmalı?
İyi bir içeriğin erişilebilir olması da gerekir. Sayfaları yanlışlıkla engelleyen ayarlar, okunamayan içerikler veya tarama sorunları varsa bunların incelenmesi gerekir.
Örneğin OpenAI, ChatGPT aramasında yer almaya uygun olmak için OAI-SearchBot’un siteye erişebilmesinin önemli olduğunu açıklıyor. Ancak erişime izin vermek, belirli bir cevapta görünme garantisi sağlamıyor. OpenAI Help Center
Burada küçük ama önemli bir ayrım var: Kapıyı açmak, içeri davet edileceğiniz anlamına gelmiyor. Teknik erişim gerekli bir kontrol; içeriğin değeri ve soruyla ilgisi ayrıca değerlendirilmeli.
“Sizi yapay zekâya kesin önerteceğiz” diyen olursa?
Nasıl yapacağını sorun.
Hangi platformda? Hangi soruda? Hangi tarihte? Başarıyı neye göre ölçecek?
Bir yapay zekânın verdiği cevapta markanızın geçmesi, sitenize kaynak bağlantısı verilmesi ve size müşteri gelmesi farklı sonuçlardır. Bunları tek bir başarı sözüne sıkıştırmak doğru olmaz.
Bizce sağlıklı bir çalışma; işletmenizle ilgili soruları belirlemek, mevcut görünürlüğü incelemek, içerik ve teknik eksikleri gidermek, ardından değişimi takip etmekle başlar.
Başlangıçta bir kez markanızı aratıp “Çıkmıyoruz, demek ki yokuz” sonucuna varmak da yeterli bir değerlendirme değildir.
Önce anlaşılır olun. Sonra görünürlüğünüzü geliştirin.
GEO için bütün sitenizi yeniden yaptırmanız gerektiğini düşünmeyin. Belki hizmet sayfalarınızın açıklığa kavuşması, gerçek proje örneklerinin eklenmesi veya teknik bir engelin kaldırılması gerekiyor.
Önce neyin eksik olduğunu görelim.
Bisitelazım’da yaklaşımımız bu: Yeni bir kavram duyuldu diye yeni bir masraf çıkarmak yerine, işletmenize ne fayda sağlayacağını konuşmak.
Yapay zekânın cevabında yer almak istiyorsanız, önce cevap olmaya değer bilgiler sunun.
